Rüfailik

Basralı Ahmet Rüfai tarafından 12. yüzyılın başlarında kurulmuş bir tarikattir. Rüfailer, insanın tam olarak yaratıldığını, dünyada yaptıklarından kendirinin sorumlu olduğuna inanırlar. Bu tarikat Osmanlılar zamanında Anadolu ve Rumeli'de geniş bir taraftar kütlesi bulmuştu. Sünni mezhebinin bütün ilkelerini benimseyen Rifailiğin özü, «riyazet» denen nefis eğitimidir. İnsanın bütün nefis baskılarından, geçici eğilimlerden kurtulması, kendini bir bütünlük içinde Tanrı’ya verebilmesi için, içine kapanması, duyularla ilgili bütün isteklerden sıyrılması gerekir. İnsanın, geçici dünyaya bağlı heveslerden arınabilmesi, önce nefsiyle savaşması, onun altedilmesi, eğitilmesiyle mümkündür.

Bunu başarmanın tek yolu riyazettir. Ri-failik’te riyazetin dokuz basamağı vardır. Tarikata özel bir törenle giren kimsenin bu basamakları sıra ile geçmesi gerekir. Her basamak ayrı ayrı adlar taşıyan zikirlerle a-şılır. Bu zikirler genellikle, Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Vehhab, Ya Kuddum (bu dört zikrin yapıldığı süreye çavuşluk mertebesi denir), bundan sonra Ya Hak, Ya Hannan, Ya Halim, Ya Hay, Ya Hafız (nekahet mertebesi denen aşama) adı verilen zikirlerdir. Zikre girmeden önce namaz kılma gereği vardır. Tarikata yeni giren bir müridin, şeyhten özel bir işaret alıncaya kadar bu zikirleri yapması zorunlu bir görev niteliği taşır. B

u zikirleri başarıyle bitiren mürit, şeyhin izniyle 4 gün süren bir halvet dönemine girer (Rifailikte halvet daha çok halife olmak isteyenler içindir). Halvete giren kimse, geceleri yatsı namazını kıldıktan sonra iki veya dört saat uyuyabilir. Halvete giren derviş bütün süreyi vird ve zikirle geçirir. Tanrı’dan başka bir şey düşünmez. Halvetin ikinci basamağına halveti mahremiye denir. Bu halvet, her yıl muharrem ayının yedi gününde yapılır. Dervişler bu dönemde vücutlarının bazı yerlerine şiş sokmak, gül yalamak (kızarmış bir demiri yalamak), ateş yemek, cam yemek gibi ağır eğitimlerden geçer. Rifailer siyah sarık sarar. Onlara göre siyah renk sünnettir.

Rifailerde, nefsin eğitimi için her zaman cihada (inanç yolunda savaşa) hazır olma anlamına gelen özel bir sancak vardır. Bir derviş, günün her a-nında nefsiyle sürekli savaş içindedir. Rifailikte ayinler, Mevlevilikte olduğu gibi semahanede düzenlenir. Âyinde şeyh, postuna oturur, dervişler iki yanma halka olacak biçimde dizilirler, önce şeyh bir fatiha çeker, sonra bir aşır*, daha sonra da rifai efradını okur. Bunun ardından güzel sesli çocuklar belli bir makamda naat okumağa başlar, dervişleri coştururlar. Coşan dervişler «Allah, Allah ve Lailaheillallah» diye gür bir sesle zikre girerler. Bu törenlerde bazı dervişler mazhar ve kudüm denen çalgıları çalarlar.

Rifailikte, insan aklının alamayacağı bazı olağanüstü başarılar gösterme geleneği vardır. Hint fakirlerinin olağanüstü gösterilerini andıran bu davranışlar yüzünden, Rifailiğin eski ateşe tapıcı dinlerle ilgili birtakım geleneklerin izlerini taşıdığını ileri süren araştırıcılar olmuştur. Sünni tarikatlar içinde, Türkiye’de en yaygın durumda olan Rifailiğin İstanbul’da otuzdan fazla dergahı bulunuyordu. Rifailiğin, Nuriye, Ki-yaliye, Kattaniye, Faziliye, Haririye, Say-yadiye, İmariye, Cemaliye, Burhaniye, Cün-deliye, Fenariye, Sebsebiiye, Ataiye, Diri-niye gibi değişik tarihlerde kurulan kolları vardır. Son zamanlara kadar çalışan rifai tekkeleri Cumhuriyetin ilanından sonra çıkan kanunla, bütün tekke ve zaviyelerle birlikte kapatıldı.

Sözlükte "rufailik" ne demek?

1. Ahmet rufai'nin kurduğu, insanın bütün nefis baskılarından, geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir sünni tarikatı.

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç